Son birkaç yıl içerisinde yabancı dilden Türkçe' ye çevrilmiş bazı kitapların kalitesini, kullanılan dil açısından yeterli görmediğimden mümkün olduğunca yabancı dilde yazılmış versiyonunu okumayı tercih ediyorum. O yüzden bu kitabın da İngilizce versiyonunu tercih etmiştim okuduğum dönemde. Ne yazık ki, bu defa da dizgi hatalarıyla karşılaştım kitabın kimi yerlerinde. "Bilgiçlik taslamamak gerekiyormuş" dedim o zaman kendime. Kul, ait olduğu millete bağlı olmaksızın hata yapabiliyormuş demek ki.
Yakın Doğu' nun felsefe, edebiyat, tarih, mistisizm ve siyasi çekişmelerle yoğrulmuş dönemini; 11. yüzyıldan bir kesiti gözlerimizin önüne seriyor Maalouf. Selçuklu Türkleri' nin 11. yüzyıl başlarından itibaren Yakın Doğu' da etkin hâle gelişlerine, Tuğrul ve Çağrı Beyler' in bugünkü İran içlerine düzenledikleri akınlara, Tuğrul Bey' in izlediği yayılmacı siyasete, Alp Arslan' ın ölümüne, Melikşah' ın tahta çıkışına tanıklık ediyoruz romanın kurgusal dünyasında yaşarken. Ömer Hayyam' ın felsefi ve edebi kişiliği ön plana çıkar çoğu zaman. Onunla birlikte Nizamülmülk' ün gücüne ve iktidarı Melikşah ile paylaşma ihtirasına şahit oluruz. Hasan Sabbah' ın derin bilgisi ve karizmatik kişiliği ile Melikşah' ın divanında kendisine yer edinmesini; yaşlı Nizamülmülk' ün gücüne kimseyi ortak etmek istemediği için Hasan Sabbah' a oyun oynayarak onun saraydan uzaklaştırılmasına zemin hazırlayışını; Hayyam' ın birbirine düşman bu iki şahsiyet ile olan dostluğunu derin bir samimiyet ile sürdürmedeki başarısını tarihsel gerçekler ile hayalin harmanlandığı satırlarda heyecanla okuruz.