Amin Maalouf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Amin Maalouf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Eylül 2017 Çarşamba

Yüzüncü Ad


Avrupa'da Rönesans ve Reform hareketlerinin en yoğun yaşandığı dönemde geçen bir yolculuk öyküsünü kaleme alan Maalouf, 1666 yılında dünyanın sonunun geleceğine inanan kahramanı üzerinden bağnazlığı ve batıl inançları ustalıkla hicvediyor.

Tanrı'nın kutsal metinlerde geçen doksan dokuz adından başka yüzüncü bir isim ile daha anıldığına inanan Cenevizli Baldassare Embriaco, bu ismi barındırdığı rivayet edilen bir kitabın peşinden uzun ve macera dolu bir yolculuğa çıkar. Atalarının yüzyıllardır yaşadığı Cübeyl şehrinden yola çıkan Baldassare; İstanbul, İzmir, Cenova ve Londra'ya gider bu kitabın peşi sıra. Nihayet onu bulduğunda ise kitap mistik bir şekilde sırrını esirgeyecektir kendisinden.

18 Ağustos 2011 Perşembe

Işık Bahçeleri

Dünya, "karanlığın" içinde hapsolmuş bir "ışıktır"... "Seçilenler" bu ışığı özgürlüğe kavuşturmak için çabalayacaktır. M.S. 3. yüzyılda yaşamış Mani' nin öğretisinin özüdür bu ifade. İlahi emrin Hz. İsa yoluyla insanlığa ulaştırılmasının üzerinden yaklaşık iki yüz yıl geçmiştir. Doğuda Sasani Devleti, batıda Roma İmparatorluğu arasında sıkışıp kalmış inançlar mozaiğinin içerisine doğar Babilli Mani. Babil diyarında farklı kavimler farklı yollardan tanrılara ulaşmaktadır. Tek Tanrı' nın varlığına inanmaları emredilmiş olsa da insanlar; Buda' nın öğretileri, Zerdüşt' ün buyrukları, Yahudiliğin gelenekleri ve İsa' nın naklettiği ilahi emirler arasında sıkışıp kalmışlardır. Putperestlik henüz tam anlamıyla terk edilmemiştir.

1 Nisan 2011 Cuma

Samarkand


Son birkaç yıl içerisinde yabancı dilden Türkçe' ye çevrilmiş bazı kitapların kalitesini, kullanılan dil açısından yeterli görmediğimden mümkün olduğunca yabancı dilde yazılmış versiyonunu okumayı tercih ediyorum. O yüzden bu kitabın da İngilizce versiyonunu tercih etmiştim okuduğum dönemde. Ne yazık ki, bu defa da dizgi hatalarıyla karşılaştım kitabın kimi yerlerinde. "Bilgiçlik taslamamak gerekiyormuş" dedim o zaman kendime. Kul, ait olduğu millete bağlı olmaksızın hata yapabiliyormuş demek ki.

Yakın Doğu' nun felsefe, edebiyat, tarih, mistisizm ve siyasi çekişmelerle yoğrulmuş dönemini; 11. yüzyıldan bir kesiti gözlerimizin önüne seriyor Maalouf. Selçuklu Türkleri' nin 11. yüzyıl başlarından itibaren Yakın Doğu' da etkin hâle gelişlerine, Tuğrul ve Çağrı Beyler' in bugünkü İran içlerine düzenledikleri akınlara, Tuğrul Bey' in izlediği yayılmacı siyasete, Alp Arslan' ın ölümüne, Melikşah' ın tahta çıkışına tanıklık ediyoruz romanın kurgusal dünyasında yaşarken. Ömer Hayyam' ın felsefi ve edebi kişiliği ön plana çıkar çoğu zaman. Onunla birlikte Nizamülmülk' ün gücüne ve iktidarı Melikşah ile paylaşma ihtirasına şahit oluruz. Hasan Sabbah' ın derin bilgisi ve karizmatik kişiliği ile Melikşah' ın divanında kendisine yer edinmesini; yaşlı Nizamülmülk' ün gücüne kimseyi ortak etmek istemediği için Hasan Sabbah' a oyun oynayarak onun saraydan uzaklaştırılmasına zemin hazırlayışını; Hayyam' ın birbirine düşman bu iki şahsiyet ile olan dostluğunu derin bir samimiyet ile sürdürmedeki başarısını tarihsel gerçekler ile hayalin harmanlandığı satırlarda heyecanla okuruz.

25 Aralık 2010 Cumartesi

Afrikalı Leo

Daha önce Amin Maalouf' un "Semerkand" ve "Arapların Gözünden Haçlı Seferleri" adlı eserlerini okumuştum. O yüzden ne zamandır okumaya can attığım bu kitabını da duyacağım zevkten emin bir şekilde elime aldım.

Geçmişi, puslu havalarda ince beyaz bir tülün gerisine saklanan görüntüler misali çıkarıveriyor okuyucunun karşısına Maalouf. Sayfalar ilerledikçe ve okuyucu satırların büyülü akışına kapıldıkça o tül yavaş yavaş kayboluyor. Farkına varmaksızın geçmişe doğru uzanan bir patikada ilerlemeye başlıyor ve eserin baş kahramanıyla birlikteymişçesine dolaşıyoruz tarihsel kurgunun içerisinde.