Nazım Hikmet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nazım Hikmet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Temmuz 2019 Pazartesi

Hikâyeler


"Masallar, Hikâyeler" serisinin ilk kitabını en son okuyarak, üstadın kitabında kullandığı mizahî üslubu bir okur olarak gerçek hayatta uygulamış oldum!

Nazım Hikmet, 1930'lu yıllarda kaleme aldığı öykülerinde, toplumu bireyleriyle birlikte derinlemesine gözlemleyerek insan karakterini başarıyla tahlil ediyor. Açıkgöz, hin, duygusal, tembel, asrî davranmaya çalışırken komik durumlara düşen, sonradan görme, zengin, fukara, saf, iyi, hoşgörülü... Özetle insanımız şahsında tüm insanlara has olan özellikleri ve bu özelliklerin sebep olduğu gülünç; çoğu zaman da dramatik durumları insanı kimi zaman tebessüm ettiren; fakat, çoğunlukla da düşündüren bir anlatımla satırlarına yansıtıyor.

Kitabın sonlarında yer alan öyküler ise okurken insanın içini burkan; insanoğlunun bitmek bilmeyen hırsının hayata yansımalarını tüm acı gerçekliğiyle gözler önüne seren; insanın acımasızlığını kurgu olmakla birlikte gerçek hayatta da görmeye ve duymaya alışık olduğumuz olaylarla bezenmiş olarak gösteren nitelikte.

Üstadın çok bilinmeyen hikâyecilik yönünü okurlarıyla buluşturan bu kitabını okurken aradan neredeyse bir asır geçmiş olmasına rağmen insanımızın pek de değişmemiş olduğunu görmek hem düşündürüyor hem de üzüyor.

2 Mart 2019 Cumartesi

Çeviri Hikâyeler


Nazım Hikmet üstadın başta ünlü Rus hiciv yazarı Mihail Zoşçenko'dan Türkçe'ye çevirdiği ve kahramanlarını Türkleştirdiği kısa öyküler ile yine yabancı edebiyat kaynaklarından çevirerek bizlere kazandırdığı hikâyelerin bir derlemesini okuyoruz kitabı elimize aldığımızda.

Öykülerin başlıca teması insan ve insanın günlük hayatında sergilediği dramatik, kimi zaman da komik davranışların onu düşürdüğü durumlar. Küçük hesapların, evhamların, büyüklenmelerin, dedikodunun, hurafelerin, paranın esiri olan insanların ince bir mizah anlayışıyla eleştirildiği; komik bir dille aktarılıyor ve okurunu tebessüm ettiriyor olsa da insanlığın arkasına saklandığı olguların aslında ne denli küçük düşürücü olabileceğinin gözler önüne serildiği bir öyküler seçkisi.

Nazım Hikmet, Türk toplumunun yapısına aykırı olmayan temaların işlendiği öyküleri dilimize çevirirken kahramanlarını da Türkleştirmek suretiyle aslında günlük hayatta şahit olunan "güler misin, ağlar mısın" tarzı durumları okuruna aktarmayı başarıyor. Bazı hallerin uluslardan bağımsız, tüm insanlığa mâl olabileceğini de gözler önüne seriyor böylelikle. Kimi öyküleri ise oldukları şekliyle Türkçe'ye çevirmekle yetinmiş. İnsan, kitabı okuduğunda üstadın ne kadar ince bir zekâya sahip olduğunu takdir etmeden geçemiyor.

Öykülerin çok kısa ve konuları itibarıyla farklı olmaları kitabın okunmasını kolaylaştırıyor. Yine de hızlı okuyup bitirmek sevdasına kapılmadan, insanoğlunun zaaflarını ince bir bakış açısıyla gözler önüne seren hikâyelerin keyfini çıkartırken bir yandan da düşünmeyi ihmâl etmemeli insan.

16 Aralık 2018 Pazar

Masallar


Eserde dört farklı bölüm altında birbirinden güzel masalları derlemiş büyük üstad Nazım Hikmet.

"Orman Cücelerinin Sergüzeşti" bölümünde yazarın kaleme aldığı ve orman cücelerinin başlarından geçen maceraların anlatıldığı masallar yer alıyor. Çocuklar için kaleme alınmış olmakla birlikte büyüklere de hitap eden bu masallarda "büyük gözüyle" okunduğunda ince bir hiciv sezilmiyor değil. Toplumda hiç bir iş yapmayıp çok iş yapıyormuş gibi gözükmeye çalışan, giyimine kuşamına özen gösterip bunu meziyet sayan, sağa sola koşturup çevresindekilere emirler veren kimi insanlar vardır. İşte orman cücelerinin başlarından geçen öyküler, böyle bir karakterin dilinden aktarılarak inceden bir alayla satırlara yansıtılıyor.

"Sevdalı Bulut" ise büyük Türk folklorcusu Pertev Naili Boratav'ın öğrencilerinin halktan dinlemiş oldukları masalların Nazım Hikmet tarafından yeniden düzenlenmiş hallerini okurla buluşturuyor. Burada kökü Türk ve Anadolu kültürüne dayanan masalları kendi üslubuyla yeniden yorumlayan yazar; biz okurlarını Keloğlan'la, padişahın güzeller güzeli kızıyla, devlerle, Kafdağı'nın ardında uzanan diyarlarla buluşturuyor ve çocukluğumuzun keyifli anlarını bizlere yeniden yaşatıyor.

"Sevda Masalları" başlığı altındaki masallar, yazarın 1935 yılında Yedigün dergisinde yayımladığı; sevgili uğruna candan vazgeçişi, sevgiyle dolu bir yüreğin taşıdığı özlemi, ilk görüşte aşkın yarattığı gönül sarsıntısını hüzünle yoğurarak satırlarına döktüğü kısa denemelerden oluşuyor.

"Öbür Masallar" ise çocukluğumuzda çokça dinlediğimiz didaktik karakterdeki masalların eleştirildiği ve verilmek istenen mesajların aslında çok da doğruyu yansıtmadığını çok farklı bir bakış açısıyla gözler önüne seren yergilerden oluşuyor. Masal edebiyatında klasikleşmiş örneklerin farklı bir yaklaşımla irdelendiği, Nazım Hikmet'in kullandığı müstear, yani takma adlardan biri olan Orhan Selim namıyla Akşam gazetesinde yayımladığı yazılarından oluşuyor bu bölüm.

Yazarın Masallar, Hikâyeler üçlemesinin bu sonuncu kitabını okurken insan çocukluk yıllarını yeniden yaşıyor ve "kalemine, yüreğine sağlık büyük üstad" demekten kendini alamıyor.

3 Mart 2017 Cuma

Kan Konuşmaz

 

Emeğin kutsallığını, emekçinin hiç eksilmeyen dürüstlüğünü, yokluk ve açlık dolu günlerinde dahi yozlaşmadan uzak, namuslu bir hayat süren işçi sınıfını romantizmin kucakladığı satırlarda kaleme alıyor Nazım Hikmet.

Üstadın karşılaştığım ilk romanı olması sebebiyle merakla okudum bu kitabı. Kütüphanemizin bir köşesinde, hayatlarından kesitler sunduğu kahramanları gibi gösterişten uzak kapağıyla öylece duruyordu rafların birinde.