26 Haziran 2022 Pazar

Dünyanın İlk Günü


Pek çok tarihi kurgu romana konu olmuş İstanbul'un fethi, iki ay süren zorlu bir kuşatmanın neticesinde 29 Mayıs 1453'te sonlanmış bir olaydan ibaret değil... Aksine, II. Mehmet'in şehzadelik döneminden başlayan ve fethin çok ama çok sonrasına dek uzanan bir olaylar ve insanlar zinciri. Birbirlerine eklenmiş zincir halkaları misali her biri kendi hikâyesiyle var olan insanların ve her biri kendi dinamikleriyle tarih sayfalarında yer bulan olayların bütünselliği içerisinde değerlendirilmesi gereken bir süreç.

Bir şehrin zaptedilmesinin, kadim bir imparatorluğun sona ermesinin, yeni bir çağın başlamasının çok ötesinde bir olaydır İstanbul'un fethi. Kitabın adında da ifade edildiği üzere yalnız siyasal açıdan değil; toplumsal, kültürel, iktisadi ve düşünsel anlamda da yepyeni bir anlayışın ilk günüdür.

Kurgu kahramanların gözünden ve dilinden II. Murat döneminin sonları anlatılırken Balkanlar'daki Osmanlı ilerleyişinin Avrupa devletlerinde yarattığı korkunun ve tedirginliğin Haçlı zihniyetini nasıl beslemekte olduğuna tanık oluruz. Artık bir şehir devleti olmaktan öte bir kimliğe sahip bulunmamakla beraber Doğu Roma İmparatorluğu, Katolik Avrupa ile olan ilişkilerini Osmanlı karşıtı bir siyasete dayandırmakta ve varlığını sürdürmeye devam etmektedir. Yüzyıllar boyu en güçlü ordulara dahi geçit vermemiş olan şehir surları da varlığının en büyük teminatı olagelmektedir.

II. Mehmet'in şehzadelik dönemindeki kabına sığmazlığının, genç bir hükümdar namzetinin heyecanlarından çok onun büyük ülkülerin insanı olmasına dayandığını görürüz. Yalnız devlet adamı kimliğiyle değil; ilim, tasavvuf  ve sanat alanlarındaki derin bilgisi ve feraseti ile de Osmanlı'ya yepyeni ve bambaşka bir geleceği müjdeleyen bir sultan yetişmektedir Manisa'da. Çevresindeki âlimlerden aldığı eğitim onun sağlam kişiliğini sürekli perçinler. Bu öyle bir eğitimdir ki, kuşatma devam ederken surların ötesinde de genç sultanı beslemeye devam edecektir.

Osmanlı devlet ve ordu düzeninin dayandığı temeller ile bu yapının çatısını sütunlar misali ayakta tutan toplumsal ögeler hikâyeleştirilerek aktarılır satırlarda. Doğu Roma hükümranlığındaki Konstantinopolis'te halkın yaşadığı adaletsizlikler, zulümler, acılar devletin ahlâki çürümüşlüğünü gözler önüne serer. Yaşadıkları, özgürlük sanrısı ile çevrelenmiş bir zulümden ibaret olan şehir halkı; gerçek özgürlüğüne Osmanlı sancağı altında kavuşabilecektir.

Osmanlı da yükseliş dönemini İstanbul'a kavuşmakla yaşamaya başlayacaktır. Yalnız siyasi bir güç olarak değil; ilimde ve sanatta da altın devrini yaşayarak yükselişe geçen bir medeniyet olarak yoluna devam edecektir.

Rumeli Hisarı'nın inşası, büyük topların döktürülmesi, gemilerin karadan yürütülerek Haliç'e indirilmesi gibi örnekler II. Mehmet'in teknik bilgisini, dirayetini, azmini ve iradesini ortaya koyan hususlar olarak eserde yerlerini alıyor.

Kitabın kısa bölümlerden oluşması, okunmasını kolaylaştıran ve bir o kadar da okurun merakını canlı tutan bir özellik olarak kendini gösteriyor. Tarihi kurgu roman okumaktan keyif alanlar için heyecanı sürekli kılan bir anlatıma sahip. Üstelik geleceği ziyaret ederek tarihin nasıl evrilecek olduğuna dair kurgusal da olsa ipuçları vermekten geri kalmamış yazar.

Hiç yorum yok: