12 Mayıs 2022 Perşembe

Mustafa Kemal'in Uçakları


Üç yıl öncesinde Büyük Taarruz ile özgürlüğünü kazanan bir milletin kurduğu genç Türkiye Cumhuriyeti, 1925 yılında ilk uçak fabrikasına kavuşur. Mustafa Kemal'in iktisadi kalkınmada büyük önem verdiği özel sermaye girişimlerinin de kendini göstermeye başladığı bu yıllar Türk uçak sanayii için güçlü adımların atıldığı bir dönemin başlangıcıdır.

Kitap, uçak bakım teknisyeni ve teknisyen öğretmeni olan İsmail Yavuz'un yapmış olduğu araştırmaların, incelemelerin ve Türk havacılığının gelişmesi için çaba göstermiş olan dönemin önde gelen isimleriyle yaptığı söyleşilerin bir derlemesi. Döneme ait yazışmalara da kitabın ekinde yer veren Yavuz, okullarda okutulmayan tarihi gerçekleri bu vesileyle okurla buluşturuyor.

Alman Junkers firması ile ortaklık yapılarak kurulan ilk uçak ve motor şirketi, Eskişehir ve Kayseri'de kurulan fabrikalar ile 1925 yılında faaliyetlerine başlar. Şirketin yönetiminde yer alan Türk yetkililerin havacılık konusunda bilgi sahibi olmamaları ve alınan kararlarda ulusal menfaatlerin gözetilmesine öncelik vermemeleri yüzünden şirket, kuruluşunu takiben kısa süre içerisinde kapanmak durumunda kalır. Kurulu tesisler Türk Hava Kurumu'na devredilerek uçak sanayiimizin bu defa THK yönetiminde faaliyetlerine devam etmesine karar verilir.

THK bir devlet kuruluşu olarak Türk havacılık sanayiinde yerini alırken özel girişimin o dönemki öncüleri olan Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ da kendi tasarladıkları ve ürettikleri uçak modelleriyle atılım yaparlar. Selahattin Reşit Alan gibi kıymetli uçak tasarım mühendisleri de bu dönemde yetişir. Türkiye, "İstikbâl göklerdedir" sözünü kendisine ülkü edinmiş mühendislerin ve iş adamlarının ulusal havacılık alanında yarattıkları harikalarla kendi uçağını tasarlar ve üretir bir konuma ulaşır.

Türk havacılığının yakaladığı bu ivme Mustafa Kemal'in ölümüyle birlikte azalmaya başlar. Kendisinin tüm sanayi kollarında gelişmesini arzu ettiği ve havacılık alanında önemli bir konuma gelmeye başlamış özel sermaye girişimleri devletin kendilerine uçak siparişi vermemesi nedeniyle zarar eder ve nihayetinde faaliyetlerine son vermek durumunda kalır. Kitabın Ekler kısmında yer verilen, Nuri Demirağ ile Vecihi Hürkuş'un dönemin yöneticilerine yazdığı mektuplar okunduğunda ihmalin boyutları daha iyi görülür.

II. Dünya Savaşı'nın ardından Marshall yardımı adıyla bilinen ve 1947 yılında Türkiye ile ABD arasında imzalanan ticaret anlaşması ile Türkiye'ye hibe olarak verilen uçaklara güvenerek yerli üretimi pahalı bulan zihniyet, sonuçları 1970'li yıllarda çok güçlü bir biçimde hissedilecek zaafiyetin de temellerini böylelikle atmış olur.

Daha da önemlisi, pilot ve uçak teknisyeni yetiştirmek üzere Nuri Demirağ'ın bizzat kurduğu ve mali destek sağladığı Gök Okulu da bir süre sonra maddi imkânsızlıklar nedeniyle kapanır.

1925 yılında hayatına başlayan Türk havacılık sanayii 1950 yılına gelindiğinde tasarım ve üretim faaliyetlerini tamamen durdurmuş vaziyettedir.

Kitapta tamamen Türk uçak mühendisleri tarafından gerçekleştirilmiş çift motorlu bir jet uçağının kavramsal tasarımına da yer veriliyor olması, ulusal havacılık ve uçak sanayiimizin ulaşmış olduğu seviye hakkında okura önemli ipuçları veriyor.

Mustafa Kemal'in Uçakları'nı okurken ülkenin kendi kendine yeter olmak adına verdiği kalkınma mücadelesinin nasıl baltalandığına ve sekteye uğratıldığına üzüntüyle tanık oluyoruz. Ta 1919 yılında Sivas Kongresi kararları ile reddedilen manda ve himaye yaklaşımının Mustafa Kemal'in hayata gözlerini yumması sonrasında nasıl hayat bulduğuna dair tarihimizden ibret alınacak bir kesit sunuyor bu kitap.

Hiç yorum yok: