15 Temmuz 2019 Pazartesi

Gömülü Şamdan


Kendisi de Yahudi olan Stefan Zweig, eserinde vatansızlığı, dışlanmışlığı, kendi ülkesine kavuşamayan bir toplumun asırlara dayanan yalnızlığını dile getiriyor. Hazreti Süleyman'ın sarayından geriye kalabilen; Yahudi toplumunun bir gün kavuşmayı ümit ettiği özgürlüğü, toprakları ve barışı simgeleyen yedi kollu şamdanın, yani Menora'nın ardında yapılan kurgusal bir yolculuğu satırlarına aktaran yazar, kutsal olanı korumak adına katlanılan ebedi suskunluğu tarihsel bir dokuya sarmalayarak okuruyla buluşturuyor.

Roma'dan başlayarak Kartaca'ya uzanan ve oradan Konstantinopolis'e kavuşan bir dekorda, tarihin seyrini takip ederek kısacık bir insan ömrüne sığdırdığı uzun öyküsünde Zweig, kendilerine vadedilen topraklara bir gün yeniden kavuşmanın umuduyla yaşayan; bu umudu efsanelerle ve tarihsel sembollerle yaşatma gayesi güden Yahudi halkının bekleyişini konu ediyor. Kutsal saydıkları Menora'yı iktidar sahiplerinden geri alabilmek, şamdanın üzerine Süleyman'ın sarayını yeniden inşa edebilmek ve devletlerini yeniden kurabilmek ile eşdeğerdir onlar için. Öykü boyunca bu hayalin onları yaşattığına ve çektikleri acılara katlanmalarına vesile olduğuna şahit oluruz.

Kutsal olan bu şamdan, ifade etmekte olduğu anlamı kavramaktan aciz kavimler için ise sadece altın madeninden bir eşyadır. Bu yüzden de yüzyıllar boyunca çalınmış, yağmaya uğramış, günahkâr ve Tanrı tanımaz ellerde gezmiştir. Ve göz önünde olduğu müddetçe de bu hakareti yaşamaya devam edecektir.

Zweig'in bir "barış" âşığı olduğu düşünüldüğünde, tüm ömrü boyunca insanlık adına dilediği ebedi barışın Menora'da cisimleştiğini düşünmek çok yanlış olmaz. 61 yıllık yaşamında iki büyük dünya savaşına tanıklık etmenin, Avrupa'nın yaşadığı yıkımlara ve kıyımlara şahit olmanın yazarın ruh dünyasında yarattığı fırtınalar nihayetinde bu dünyaya kendi arzusuyla elveda demesine vesile olmuş. Dünyada barışın bir daha asla tecelli etmeyeceği inancının yüreğinde kök salmış olması, onun kitabına yakıştırdığı son ile benzerlik gösteriyor.

"Barış", insanoğlunun bir daha asla kendisine zarar veremeyeceği zamana kadar bir gizemle örtülü olarak saklı kalacaktır. Ta ki, onun kıymetini ebediyete kadar takdir edecek nesiller dünya üzerinde görülene dek.

Hiç yorum yok: