3 Mart 2019 Pazar

M.S. 2150


İlk kez 1976 yılında yayımlanan eser, bazı kaynaklarda belirtildiğinin aksine bir bilim kurgu klasiği olmayıp felsefî bir kurgu dahilinde makro kozmosun bütünlük ve birlik ilkesinin insanoğluna aktarma gayretinin yazılı bir ifadesi olarak algılanmalı.


Bu ve benzeri kitaplarda anılan makro farkındalık düzeyi; insanoğlunun düşünce ve duygu dünyasını "olmuş olan", "olmakta olan" ve "olacak olan"ın bütünlüğü ve ayrılmazlığı prensibi doğrultusunda şekillendirmesi sonucu ulaşacağı "birlik" mertebesini ifade eder. Zıtlıkların "bütünü" oluşturması; iyi ve kötü, güzel ve çirkin, doğru ve yanlış gibi zıt olguların aslında birbirlerini tamamlar nitelikte olduklarına ve böylelikle evrendeki "mükemmelliğe" işaret etmektedir.

Batı dünyasının "makro felsefe" olarak adlandırdığı bu olgunun tasavvuf düşünce sisteminin temelini oluşturduğunu görmek şaşırtıcı değil. Tek Tanrı bilincinin ve inancının neticesi olarak "hayır" ve şer"rin Tanrı'dan geldiği; biri olmadan diğerinin anlam taşımayacağı; insan yaşamında meydana gelen her olayın, karşılaşılan olumlu veya olumsuz her tecrübenin kişinin tekâmül yolculuğunda aşacağı ve kendisini "mükemmel" olana eriştirecek kilometre taşları olduğu tasavvuf öğretisinin aktarımlarıdır.

Geçmişini öğrenemeyen bir insanın onu yeniden yaşamaya mahkûm olması, yaptıklarının sorumluluğunu yadsımasından ve kendisiyle yüzleşmekten kaçınmasından kaynaklanır. İşte bu yüzden "geçmiş", "şimdi" ve "gelecek"; kişinin kendi düşüncelerinden, hislerinden, davranışlarından şekil bulur. Yaşadıklarının sorumluluğunu başkalarında veya "kader" adı verilen soyut kavramda arayan bireyler, kendilerinden haberdâr olmadıkları müddetçe tecrübe ettiklerini yeniden yaşayacaktır.

Kitapta anılan bilinç düzeyleri, insanın kendini gerçekleştirmesiyle beraber birinci ve "mikro" seviyedeki bilinç düzeyinden başlayarak kat edeceği, nihayetinde de "mükemmel" ile bir olacağı onuncu ve son bilinç düzeyine varacağı yolculuğu ifade etmektedir. Bu olgu, tasavvuftaki dört kapıyla; "şeriat", "tarikat", "marifet" ve "hakikat" mertebeleriyle benzerlik göstermektedir. Dolayısıyla, hangi din veya öğreti tarafından aktarılıyor olursa olsun kişinin, yaşadığı dünyanın ve evrenin bir parçası olduğu gerçeğini ifade eden; "mükemmel" olanın "birliği"ni ve "bütünlüğü"nü gözler önüne seren; insanın yine kendi hayatından ve çevresinden sorumlu olduğunu ortaya koyan bu felsefe, kâinat var oldukça varlığını sürdürecek.

Hiç yorum yok: